Makedonya’nın “müessif durumu” ve III. Ordu’nun iç güvenlik faaliyetleri
Hakan Özdemir

Özet

Şark meselesi’nden Makedonya meselesi’ne
 
Napolyon’un Mısır seferi ile başlayan çalkantılı dönemi sona erdirmek gayesiyle Avusturya Başbakanı Matternich’in girişimleri ile Viyana’da bir barış konferansı düzenlendi (9 Haziran 1815). Osmanlı Devleti, kendi toprak bütünlüğünün pazarlık konusu yapılması endişesiyle kongreye katılmadı. Rusya’nın etkisiyle Osmanlı topraklarında yaşayan Hristiyanların durumu kongre gündemine getirilmiş ve bu durum “Şark Meselesi” (Eastern Question) adıyla uzun yıllar tartışma konusu olacak şekilde dünya gündemine girmiştir. Şark Meselesi, Büyük Devletler arasındaki güç dengesi sağlanıncaya kadar Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünün korunması, ikinci aşamada bir Müslüman egemen olarak Hristiyan Avrupa halklarının Osmanlı hakimiyetinden “kurtarılması”, son aşamada ise Osmanlı Devleti’nin tüm topraklarının paylaşılması olarak uygulandığı görülmüştür. Campo Formia Antlaşması ile başlayan ve Balkanların yanı başında cereyan eden olaylar, Osmanlı Devleti’nin pek çok iç ve dış sorunla uğraşmak zorunda kaldığı bir dönemde meydana gelmişti.
 
Osmanlı Devleti’nin Doğu Avrupa’yı büyük ölçüde hakimiyeti altına alıp, Viyana önlerine kadar gitmek suretiyle Orta Avrupa’yı da tehdit etmesi şüphesiz bu kıtada önemli bir etki bıraktı. Beylikten imparatorluğa dönüşerek, Doğu Roma’nın halefi olarak “Avrupâ-i Osmânî” veya Rumeli’nde yüzlerce yıl sürecek hakimiyet kurmuştur. Deringil’in ifâdesiyle Osmanlı Devleti, Düvel-i Muazzama arasında, milyonlarca Hristiyana hükmeden tek Müslüman devlet, “Müslüman dünyasının Roması” idi. Ancak bu durum Avrupalılar gözünde bir “anomali”, “aslında uşak olması gereken bir efendi” ve “nihâi öteki” olmaktan kurtarmıyordu onu.

Anahtar Kelimeler