Mustafa Kemal Atatürk’te “istiklâl-i tam” fikrinin iktisadî/malî açıdan tezahürü
Recep Temel

Özet

20.yüzyıl, çok uluslu imparatorlukların tarihten silinip yerlerine ulus devletlerin ikame olduğu bir dönemdir. Bu yeni tip devletlerin mümeyyiz vasfı, “İstiklâl-i Tam” niteliğini haiz olmalarıdır. Bir tamlama olan “İstiklâl-i Tam” kavramının bugünkü ifadesi “Tam Bağımsızlık”tır. “Bağımsız” kelimesine Türk Dil Kurumu iki anlam vermektedir. Bunlardan ilki “Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür” varlık; ikincisi ise “Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse” şeklindedir. Tam Bağımsızlık kavramı daha çok ilk anlamıyla değer kazanmaktadır. Zira gerçek kişilerin yanı sıra bir tüzel kişi olarak devletin de meşru organları vasıtasıyla hür iradesini ortaya koyabilmesi varlığının en önemli unsurlarından birisidir.
İstiklâl-i Tam, Milli Mücadele’nin öncüsü Mustafa Kemal’in de karakterinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla yoğun bir mücadele sürecinden sonra inşası mümkün olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de temel vasıflarından biri “Tam Bağımsızlık” olmuştur.  Yalnız “Tam Bağımsızlık” kavramı tek boyutlu bir kavram değildir. Bizatihi Mustafa Kemal’in ifadesiyle “Ulusal topraklarımızın düşmanlardan tamamıyla kurtarılması, ulusal sınırlarımız içinde siyasî, malî, ekonomik, adlî, kültürel” bağımsızlık anlamlarını da kapsar. Tam bu noktada Mustafa Kemal’in İstiklâl-i Tam fikrinin bir boyutunu oluşturan iktisadî/malî veçhesi tarafımızdan araştırma konusu olarak seçilmiştir…

Anahtar Kelimeler