Devlet baba geleneği ve hakimiyet-i milliye
Mehmet Ali Ünal

Özet

Demokrasi Tarihimiz
Tanzimat ve Yeni Osmanlılar
Türkiye’de demokrasinin tarihini Sened-i İtttifak’a kadar götürenler varsa da esas itibariyle demokrasinin Tanzimat’la başladığı ileri sürülür. Tanzimat’la birlikte vilâyet meclislerinin kurulması ve bu meclislerin üyelerinin bir kısmının seçimle göreve gelmesi demokrasiye ilk adım olarak kabul edilir. Ancak gerçek manada demokrasi alanındaki ilk adım Genç Türkler denilen Ziya Paşa, Namık Kemal ve Mithat Paşa neslinin başlattıkları ve 1876 yılında I. Meşrutiyetle sonuçlanan meşrutiyet hareketidir. Demokrasi geleneğimizin yüz yılı aşmış olmasına rağmen demokrasi kültürümüzün arzu edilen seviyenin çok altında olduğunu kabul etmek icap eder. Bunun temel sebebi bugünkü liberal demokrasi düşüncesini geliştiren Avrupa ile farklı bir tarihi gelişim çizgisine sahip olmamızdır. Batıda demokrasinin gelişimi esas itibariyle sınıflar arası mücadeleye dayanmaktadır. Toprak mülkiyetini elinde tutan aristokrasi ile güçlü ruhban sınıfına karşı zenginleşen burjuvazi işçi ve köylüleri yanına alarak siyasi hakları elde etmek için mücadele etmiş ve bu hareket Fransız ihtilaliyle sonuçlanmıştır. Bizde ise Batıdaki gibi kesin hatlarıyla birbirinden ayrılan sınıflar ve sınıflar arası bir çatışma olmamıştır. İslamiyet’ten önce Orta Asya’da Türk toplumunda aristokratik bazı oluşumlardan söz edilirse de bunun Batıdaki kadar katı bir sınıf yapısı teşkil edecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İslamiyet’le birlikte bu yapı tamamen ortadan kalkmış ve hukuken birbirinden farklı sosyal sınıflar yerine sosyal hareketliliğin hâkim olduğu sosyal tabakalaşmaların dışında bir yapılanma olmamıştır. Bunun temel sebebi Batı’daki gibi bir toprak mülkiyetinin olmayışıdır.

Anahtar Kelimeler