21. Yüzyılın insanlık dramı: Doğu Türkistan’daki ceza kampları
Erkin Emet

Özet

Aslında, Doğu Türkistan meselesi, en başından, yani 1884 yılında Mançu İmparatorluğu Doğu Türkistan’ı işgal edip, adını Şinjang (Yeni Toprak) olarak değiştirdiği günden beri işgal hükümetleri tarafından ciddî tehdit algılamasının bir parçası olarak görülmüştür. Doğu Türkistan meselesi 1949 yılında Çin Komünist hükümeti tarafından işgal edildikten sonra özellikle Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Orta Asya cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından bu yana değişen bölgesel denklemler ve Çin’in ekonomik yükselişi sonucu Çin yönetimi tarafından daha önemli stratejik bir boyutta ele alınmaya başlandı.

Soğuk Savaş sonrası sabık Sovyetler Birliği’nin parçalanması, Balkanlar’da yaşanan etnik çatışmaların ortaya çıkardığı atmosfer ve özellikle 11 Eylül Olayından sonraki dengeler Çin’in meseleye yaklaşmada sürdürdüğü sert tutumu ciddî bir biçimde tırmandırdı. Bölgede her türlü etnik, kültürel ve siyasî talep bir tehdit unsuru olarak görülürken, Çin’in başlattığı ‘strike hard’ (sert vuruş) politikası ile ‘üç şer güç’ olarak adlandırılan ‘bölücülük, terörizm ve fundamentalizme karşı savaş’ adı altında bölgedeki her türlü düşünce, kimlik, dinî inanç ve sese topyekûn savaş ilân edildi. Bu noktada, bölgedeki etnik ve dinî haklar konusunda ciddî bir gerileme yaşandı…


 

Anahtar Kelimeler