Global perspektifte Doğu Türkistan’daki gözetim rejimi ve toplama kampları
Volkan Kaşıkçı

Özet

Son dönemde, Çin’in tarihi olarak Doğu Türkistan adıyla bilinen Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki baskıları en üst düzeye yükseldi. Azınlıkların toplama kamplarına alınması meselenin ulaştığı en çarpıcı boyutu gösteriyor. Aylar süren inkarın ardından Çin bu kampların varlığını kabul etti, ancak bunların “yeniden eğitim” kampları olduğunu, yani bu kamplarda Uygurlar’ın ve diğer gruplardan kişilerin “ekstremist” fikirlerden arındırılarak ideolojik olarak doğru çizgiye getirildiklerini ve de mesleki eğitim aldıklarını iddia etti. Bunun yanında kanunların ve Çince’nin öğrenilmesi de resmi olarak bu toplama kamplarının amaçları arasında sayıldı. Resmi söylemde kamplar dans eden, şarkı söyleyen, yeni şeyler öğrenen ve meslek edinen Uygurlar’la dolu. Ancak uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları ve uzmanların çalışmaları bize bu kampların toplama kampları olduğunu ve bir milyondan fazla insanın doğru düzgün bir sebep bile ileri sürülmeden bu kamplara kapatıldığını gösterdi. Güvenlik bütçelerini ve kamplardan sorumlu departmanların satın alma listelerini inceleyenler, bunların nasıl “yeniden eğitim” merkezinden ziyade hapishaneye benzer toplama kampları olduklarını ortaya koydular. Çince konuşan Müslümanlar olan Huiler haricinde, bölgedeki Türk dilli Müslüman grupların toplam nüfusunun 13 milyon civarında olduğunu düşününce olayın boyutu daha iyi ortaya çıkacaktır. Ancak toplama kampları mevcut durumun ancak en çok göz önüne gelen parçasını oluşturuyor. 2009’dan başlayarak, özellikle Tibet’ten gelen Çın Çüenguo (Chen Quanguo)’nun Komünist Parti sekreteri olarak atandığı 2016 Ağustosundan beri bölgede dünyada eşi benzeri görülmemiş bir gözetim sistemi kurulmuş durumda. Polis kontrol noktaları, zırhlı araçlar ve on binlerce yeni güvenlik görevlisine yüz tanıma sistemleri gibi son teknoloji gözetim araçları eşlik ediyor. Bunun yanında bir milyon kadar Komünist Parti üyesi azınlıkların evlerine periyodik olarak yollanıyor ve azınlık aileleriyle kalmaları sağlanarak daha doğrudan bir gözetim sistemi de kurulmuş oluyor. Son iki yılda baskının ve gözetimin azami dereceye ulaşmasının dışında, Çin’in politikasında ortaya çıkan birkaç değişikliği daha kısaca vurgulamak gerekiyor. 
 

Anahtar Kelimeler