Orta Doğu niçin başaramadı?
Burak Bilgehan Özpek

Özet

Orta Doğu ile ilgili her türlü tezvirat yaşadığımız çağda alıcı bulur. Skandallarıyla gündeme gelen bir “rock star” gibidir çünkü. Sıradan ve düzenli toplumun anomalisidir ve her anomali gibi onun ortaya çıkmasına uygun koşulları hazırlayan bir tarihi serüveni vardır. Diğer bir deyişle, Orta Doğu’nun enteresanlığı ve karmaşıklığı ontolojik bir sabitliğin günümüzde temayüz etmesinden kaynaklanmaz. Tam tersine Orta Doğu icat edilmiştir. Roderic Davison, “Orta Doğu Neresidir? (Where is the Middle East?)” Makalesinde aslında 20. Yüzyıla girerken Orta Doğu olarak adlandırılan bir bölge olmadığını, dünya siyasetinin ve uluslararası aktörlerin politikalarının evrimine göre böyle bir bölgenin ortaya çıktığını yazar. Hatta, Orta Doğu’nun sınırları derken neyin murad edildiği bile zaman içerisinde değişmektedir. O halde, günümüz Orta Doğu’sunun problemleri Orta Doğu’nun mizacından kaynaklanmaz. Aksine, ona can veren ve belirli yapılar içinde yaşamaya zorlayan aktörlerin mizacına odaklanmak daha yerinde olacaktır.

Hinnebuch,  “Orta Doğu dış müdahaleler için müstesna bir mıknatıstır” der. Tarihsel olarak test edilmiş ve doğrulanmış bu argüman, 20. Yüzyılın ilk yarısında kendisini bir kez daha ispatlamıştır. Büyük Savaş sonrası, günümüz Orta Doğu’sunun ve ona dair bildiğimiz sorunların ilk tohumları ekilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeden çekilmesiyle birlikte, yeni sınırlar, yeni devletler ve kaçınılmaz olarak yeni sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu durum, Osmanlı’nın hâkimiyeti altında kalsaydı Orta Doğu’nun cenneti yaşayacağı savını ima etmez. Bununla birlikte, yeni siyasal egemenlik alanlarının oluşturulmasının ve bunun bölgenin iç dinamiklerin yerine dış aktörlerin stratejik kazanç elde etmek için yaptıkları müdahalelerle gerçekleşmesinin kabahatinin de altını çizmek gerekiyor. Zira, Büyük Savaş sonrası ortaya çıkan siyasi yapılar, onların egemenlik sahaları ve uluslararası sisteme adapte olmak için gerçekleştirmek zorunda oldukları modern devlet ideali ile ellerinde buldukları sosyolojinin uyumsuzluğu büyük güçlerin stratejik beklentilerini tatmin etme zorunluluğu ile birleşince ortaya anomalileri ile birlikte günümüz Orta Doğu’su çıkmaktadır…
 

Anahtar Kelimeler