Çanakkale ve Doğu Cephelerinde gayrimüslim bir Osmanlı askeri: Karamanlı Onbaşının çok-katmanlı günlüğü
Mehmet Beşikçi

Özet

1914’te patlak verdiğinde savaşa katılan ülkelerde daha önce eşine rastlanmayan ölçekte geniş kapsamlı seferberliklere yol açan Birinci Dünya Savaşı, silahaltına alınan ve cephelere yollanan milyonlarca genç erkeğin yaşamında derin ve silinmez izler bırakmıştır. Bu izlerin anlaşılabilmesi sadece harp tecrübesinin insan boyutuna ışık tutmakla kalmaz; bu anlama çabası gerek bu izlerin bir hafıza kaydı olarak taşındığı daha sonraki dönemlerde kolektif düzeyde milli kimlik tesisi veya yakın tarih algısının şekillenmesi sürecinde oynadıkları rolü izah edebilmek, gerekse de daha bireysel ve mikro düzeylerde harp travmasının etkilerini aydınlatabilmek ve o travmayla yüzleşebilmek açısından son derece önemlidir. Bu izlerin takibini, analizini ve anlamlandırılmasını mümkün kılan belgeler olan otobiyografik kaynaklar, yani savaşa katılan askerlere ait günlük ve hatırat gibi yazılı veya sözlü tarih kaydı gibi sözel kayıtlar Birinci Dünya Savaşı’na dair tarihyazımı açısından son derece önemli ve değerli bir belge havuzu teşkil etmektedir. 

Nüfusuna oranla gerçekleştirdiği insangücü seferberliğinin kapsamı ve rol aldığı cephelerin önemi ve çeşitliliği açısından Osmanlı İmparatorluğu savaşın Avrasya tiyatrosunun şüphesiz önemli bir aktörüydü. Bununla birlikte, Osmanlı-Türk tarihyazımının Osmanlı harp tecrübesinin insan boyutunu, başka bir deyişle Osmanlı askerlerinin cephe tecrübelerini ve hafızasını, askerlerin kendilerine ait otobiyografik kaynaklar üzerinden anlamaya daha yeni başladığını söylemek abartılı olmayacaktır. Öte yandan, yeni sayılmakla birlikte önemli adımlar atan bu çaba Osmanlı-Türk tarihyazımının bu spesifik konudaki süregiden eksikliklerinin daha net bir şekilde görülmesini de sağlamaktadır. Bu eksikliklerin şüphesiz en önemlilerinden biri, Birinci Dünya Savaşı’na katılan Osmanlı gayrimüslim askerlerin tecrübe ve hafızasına dair bilgi ve analiz seviyesinin hâlâ oldukça düşük olmasıdır. Osmanlı gayrimüslimlerinin gerek harbin ardından yeni Türk ulus-devletinin asli kurucu unsurları içerisinde görülmemeleri ve dolayısıyla kuruluşa dair resmi tarih anlatısında yer bulamamalarının, gerekse de gayrimüslim askerlere ait otobiyografik metinlere erişimdeki lengüistik ya da başka pratik engellerin bir sonucu olarak, bu askerlere ait otobiyografik kaynakların analizi Osmanlı-Türk tarihçilerinin ilgisinden ve gündeminden uzak kalmıştır. Hâlbuki son yıllarda hem 100. yıldönümü nedeniyle Birinci Dünya Savaşı’na olan genel ilginin artışı, hem de Türkiye’de hâlihazırdaki hâkim siyasi söylemin yakın tarih kurgusunda, Birinci Dünya Savaşı’nı Osmanlı dönemine ait bir felaket addederek gölgede tutmak isteyen İstiklal Harbi’nin mutlak hegemonyasının zayıflaması ve ona alternatif arayışı olarak Birinci Dünya Savaşı’ndaki başarılı cephelerini ve muharebelerini (Çanakkale, Kutü’l-Amare) daha fazla öne çıkarma isteği, yayınlanan asker günlüğü ve hatıratı sayısındaki hissedilir artışa da etki etmiş; bu artışta, hâlâ çok az olmakla birlikte, gayrimüslim askerlere ait çeşitli otobiyografik metinler de Türkçede gün yüzü görebilme imkânı bulmuştur…
 

Anahtar Kelimeler