Unutulan cephede unutulmayan hatıralar: Irak ve Kutü’l-Amâre hatıraları üzerine bir deneme
Ahmet Özcan

Özet

Belirli kaidelerle sınırlanmış resmi kaynakların dışında savaşın bütünü veya cephelerine dair teknik bilgiyle birlikte bireyin duygusal dünyasını yansıtan hatırat-günlük gibi metinlerin insan ve savaş arasındaki ilişkiyi ortaya koyması bakımından tarih araştırmalarında tartışılmaz bir yeri vardır. Hatırat-günlük türünden metinleri yazanların neredeyse büyük çoğunluğu rütbeli personeldir. Yüksek rütbeli ve cephe sorumluluğu almış subayların yanı sıra düşük rütbeli muvazzaf subay, yedek subay nadir de olsa astsubay ve astı rütbedekilerin hatıratlarına rastlanır. Hatıratların okur ve araştırmacılar arasındaki popülerliği genellikle yazarın rütbesiyle doğru orantılı olmuştur.  Tabii ki muhtevanın içeriğinde hatırat yazarının üstlendiği görevlerin bulunduğu makamların etkisi vardır. Cephenin savaş pratiği, bulunulan bölgenin toplumsal, coğrafi özellikleri, düşmana dair bilgi ve bunlar karşısında askerlerin içinde bulunduğu durum, harbin gidişatını anlatan metinler hatırat yazanın bireysel algı, tecrübesinin yanı sıra özellikle yorumlarda ideolojik formasyonlarınin etkisinde kaldıklarını göstermektedir. Mesela Irak havalisindeki aşiretler veya düşman ordusunun imkanlarına karşılık Osmanlı ordusunun imkansızlıkları, komuta kademesi, sevk ve idare gibi konulardaki kanaatler, moral ve motivasyon durumu konusunda yazarları duygusal bir gerilim içinde bulabiliriz.

Esas itibarıyla Irak Cephesi hatırat ve günlükleri üzerinden inşa edilecek bildirimizde, öncelikle tarih yazımı açısından bir değerlendirme, Irak havalisine dair yazılmış hatırat-günlük tarzı metinlerin bibliyografik ve teknik açıdan tespiti ardından, bölgenin algılanması, aşiretler veya Araplar merkezinde olmak üzere cephedeki gündelik hayat, komuta vs konulardaki şikayet ve kanaatler metinlerde geçen ifadeler doğrultusunda değerlendirilecektir. Temel argümanımız hatıratlarda paylaşılan bilgilerin tarih referanslı kolektif kanaat ve değerlere dönüşürken aynı zamanda siyasal ve sosyolojik işlevinin olduğu yönündedir. Mesela “Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi arkadan vurdu”, “Arapların ihaneti” şeklinde ifade bulan deyimlerin kolektif bir kanaate dönüşmesi siyasal ve toplumsal işlevinin dışında düşünülemez. Bu ifadelerin negatif Arap imgesini besleyen kanaatlere dönüşmesinde tarihsel süreç ve özellikle Ortadoğu’da yaşanılan savaşların etkisi olduğu genellikle vurgulanır. Birçok çalışmada dile getirilmiş olsa da, negatif Arap imgesinin temellerini oluşturan tarihsel süreç hatıratlar üzerinden sistematik çalışmalara pek konu olmamıştır. Bu çalışmanın amacı Arap imgesinin oluşumunda hatıratların oynadığı role dikkat çekmek ve örneklerle bunu ortaya koymaktır. Bahsedilen imge belirli bir coğrafyayla ilgili olarak ortaya çıktığı için kısaca coğrafyanın durumu ve bu coğrafyada yaşananların müsebbibi olarak görülen yöneticiler hakkındaki eleştiri örneklerine de yer verilecektir Hatıratlar üzerinden yapılacak kapsamlı çalışma ve analizler sadece Araplar değil diğer Osmanlı tebaası halklarla ilgili kanaatlerin oluşumunu göstermesi açısından da imkân sunmaktadır. Her geçen gün yeni hatıratların ortaya çıktığı ve yayımlandığını dikkat aldığımızda elbette burada kullanılan örneklerin sayısı tabii olarak azalacaktır, fakat genel manzarayı değiştirecek nitelikte olduğunu düşünmüyoruz. Ayrıca günlük ve hatırat ayrımına yanaşmadan ikisini birlikte değerlendirdiğimizi ve nihayetinde başlıkta belirtildiği gibi çalışmamızın bir deneme olduğunu vurgulamalıyız. Esas kısma geçmeden önce aşağıda Birinci Dünya Savaşı yazımı üzerine bazı tespitlerimizi sunacağız…

Anahtar Kelimeler