Seçkinci demokrasi kadrajından 28 Şubat müdahalesine bakış
Mutlu YILDIRIM

Özet

Halkın kendi kendisini yönetttiği, vatandaşların devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu ve siyasilerin halk tarafından denetlenebildiği bir yönetim biçimi olan demokrasi, genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine rağmen özellikle eski Yunan’daki filozoflar Aristo ve Eflatun tarafından eleştirilmiş, halk içinde “ayak takımının yönetimi” gibi aşağılayıcı kavramlarla nitelendirilmiştir. En başından itibaren partizan, çatışmalı, siyasi yönetim felsefelerini ve toplumsal sınıfları ayıran bir sözcük olarak kabul edilip, iyi bir siyasi yönetimin zorunlu koşulu olmakla birlikte, yeter koşulu olmaktan uzak olduğu belirtilmiştir (Crick, 2012: 21). Fakat demokrasi diğer yönetim şekillerinin arasından sıyrılarak günümüzde en yaygın kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir.

Asıl dönüm noktasını 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve 1789 Fransız İhtilali ile yaşayan demokrasi, özellikle insan hakları, özgürlük ve eşitlik anlayışı gibi oldukça önemli konuları dünya gündemine taşımıştır. Bugün artık siyasi yelpazenin farklı kesitlerini temsil etmesine rağmen demokratik olduğunu iddia etmeyen bir rejim bulmak oldukça güçtür. Çok sayıda farklı tanımı yapılan demokrasinin, Diamond’ın (1996: 21) belirttiğine göre, Collier ve Levitsky tarafından 550 değişik biçimi ortaya konmuştur. Bu kadar farklı demokrasi biçiminin olmasının nedeni siyasal rejimlerin demokrasiye referansla kendilerini meşrulaştırma çabası içinde olmalarıdır. Finer 1962 yılı sonunda kaleme aldığı “At Sırtındaki Adam” adlı eserinde, askeri diktatörlerin bile rejimlerini süsledikleri resmi etiketlere demokrasi kelimesini eklediklerini söylemiştir. O yüzdendir ki bugünün dünyasında tek tip bir demokrasi modeli görmek imkânsızdır. Her ülke kendi toplumsal ve ekonomik yapısına göre uygun demokrasi modelleri geliştirmiş veya geliştirilen demokrasi modellerinden birini tercih ederek modernleşme yolunda mesafeler kaydetmiştir...

Anahtar Kelimeler