İdamı ve affı birlikte tartışırken
Prof. Dr. Ersan Şen

Özet

Hukuk sistemi acayip, insanlar tuhaf; herkesi memnun etmek, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak, çelişkileri gidermek, dertleri bitirmek imkânsız. Suçlanan suçsuz olduğunu, suçlu bulunan haksız yere cezaevine koyulduğunu, bir an evvel çıkarılması gerektiğini ifade ediyor; suçlayan, mağdur olduğunu söyleyen ise derhal ceza, adalet ve ağır infazlar istiyor. Bazen suçlanan mağdur, mağdur ve yargılayan da suçlanan olabiliyor ki, menfaatler ve talepler hemen yer değiştirebiliyor. Herkes adalet, eşitlik ve eşit muamele bekliyor, ancak bu beklenti gerçeğe dönüşemiyor veya gerçekleştiğine dair toplumda genel bir kabulün varlığı veya ortak algının oluştuğu tespit edilemiyor.

Kafalar karışık. Bir gerçek var; toplum olmak, toplumsal hayatı sürdürmek, hukuk düzeninin varlığını zorunlu kılıyor. Bunun da yolu kanunlaştırma çalışmalarında ve kanunların tatbikinde hukukun evrensel ilkelerinin ve esaslarının gösterdiği yolda ilerlemektir. Hukukun evrensel ilke ve esaslarına yaklaşmada ve bir toplumu oluşturan bireylere yaymada ne kadar başarılı olunabilirse, ”adalet” kavramı da o ölçüde ete kemiğe bürünebilmektedir. Tersi durumda, sözde ve yazıda kanunlardan ve adaletten bahsedilse de, sağlanamayan veya korunamayan toplumsal inançtan ve ortaya çıkan güvensizlikten dolayı, giderek sayısı artan ve niceliği büyüyen şikâyetleri ve mutsuzlukları görüp dinleriz.

Hiç bitmez; herkes hemen adaletin tecellisini ve sorunların çözümünü ister. O halde kim haklı? Milletin kabul ettiği kanunlara uymadıkları için cezalandırılan veya cezalandırılmaları gerekenler mi, yoksa mağduriyetleri giderilemeyen veya geciktirilen veya adaleti bulamayacaklarına inananlar mı? Çetin soru budur: kim haklı?..

Anahtar Kelimeler