24 Haziran’da millet ne söyledi?
Prof. Dr. Erol GÖKA

Özet

Bazı çokbilmişler, sandıkta tek başımıza oy kullandığımız için seçimleri bireysel tercihlerin toplamı sanıyorlar, topluluk ruhuna millet iradesine inanmıyorlar. Keşke bu bahtsızların bir grup psikoterapisi seansı izleme şansı olsaydı, topluluğun da nasıl ayrı bir canlı varlık olduğunu idrak etselerdi! İnsan ilişkilerinde 1+1=2 değil, 3 tür, zira bir de toplam hâsıla vardır. Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan bir yapı olmanın ötesinde tüm bireylerinin kendisini bağlı hissettiği başka bir şeydir, apayrı ontolojik bir varoluştur, “aile”dir. Toplum da öyle; bir arada yaşamaları bir bayrak, bir devlet, bir gelecek ideali altında birleşmiş, benzer bir yaşama ve zihniyet biçimi oluşmuş insanlar, millettir. Millet de bizim aramızda, bizden farklı bir varoluş olarak nefes alır verir, düşür, seçimlerde millet de konuşur. Lakin onun ne dediğini anlayabilmek herkesin harcı değildir.

1 Kasım 2015 Seçimlerinden sonra Türkiye’de “hâkim parti modeli” diyebileceğimiz bir model olduğundan bahisle hâkim parti modelinde hakem devletin nasıl olabileceğini anlatmaya çalıştık. (https://www.yenisafak.com/yazarlar/erolgoka/hakim-parti-hakem-devlet-2022885) Şöyle tespitler yaptık: “’Hâkim parti modeli’ ile muhalefetin, (demokrasi eksikliği, diktatörlük vs. gibi dışsal nedenlerle değil) bizatihi kendi yapısı gereği, iktidara gelebilecek organizasyon ve program oluşturma gücüne sahip olmadığı, sadece icraatlara yönelik tepkiler vermekle yetindiği, toplumsal ve siyasal temsil ve dönüşüm misyonunu tek başına iktidar partisinin üstlendiği durumu, yani mevcut halimizi kast ediyorum. Türkiye, Ak Partili yıllar boyunca, bu partiyi hep iktidara taşımanın yanı sıra toplumsal merkezi temsil yeteneğini haiz böyle bir parti olduğu sürece, muhalefetten bir iktidar çıkmayacağını da göstermiş oldu. Kendileri başta olmak üzere, artık muhalif partilerden bir iktidar çıkacağına kimse inanmıyor. Geriye dönülüp bakıldığında, değişim konusundaki endişe ve öfkeyi dile getirmekten başka bir iş yapamadıkları,  program düzeyinde bir alternatif ortaya koyamadıkları, giderek genel seçmenden ve ülke yönetimi anlayışından koptukları, belli segmentlerin temsilcisi ve sözcüsü olmaya doğru sürüklendikleri daha net görülüyor… 

Anahtar Kelimeler