Siyasî tarihimiz bakımından bir milât olarak 24 Haziran seçimleri
Selim Hafızoğlu

Özet

24 Haziran 2018 seçimleri daha önceki seçimlerden farklı olarak yasama ve yürütmenin eş zamanlı ve ayrı ayrı yapıldığı seçimler olarak farklı değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Cumhurbaşkanlığı Sistemi gereği seçmenler yürütmeyi ve yasamayı aynı tarihte olsa da ilk defa farklı belirleme imkânına sahip olmuşlardır. Bu seçimlerde, ayrıca, “ittifak sistemi” sayesinde 1983’ten bu yana tartışılan %10 baraj engeli de fiilî olarak etkisizleştirilmiştir. Getirilen “ittifak sistemi” ile 1983’ten bu yana temsil kabiliyeti en derin ve kapsayıcılığı en geniş TBMM kompozisyonu ortaya çıktığı gibi, hemen hemen bütün siyasî oluşumların yasama organında ifade bulması da mümkün olmuştur. Bu yönüyle yıllardır tartışılan temsilde adalet ve yönetimde istikrar, her iki kavramdan biri lehine tercihte bulunmaksızın kendi içinde sağlanmış bulunmaktadır. Yasama ve yürütmenin ayrı ayrı seçimlere konu edilmesi her iki seçim sonuçlarını ayrı ayrı analiz etmeyi gerektirmektedir.

Öncelikle 1960’lardan bu yana sürekli tekrarlanan %30- %70, bazen %40- %60 sağ ve sol ayrışması bu seçimde aşınmış, başka bir ifade ile seçim sonuçlarını artık klasik sağ-sol ayrışması ile açıklamak artık mümkün olmaktan çıkmıştır. AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı %52,5 oranındaki oy, geleneksel sağ-sol ayırımı ile açıklanamamaktadır. Aynı şekilde Millet İttifakının içinde yer alan Saadet Partisi’nin bu manada “sağın dışında” bir parti olması, İyi Parti’nin milliyetçi/ulusalcı bir söylem ve zemine sahip olması bizi daha farklı bir perspektifle olaya bakmaya zorlamaktadır. Cumhur İttifakı adayının aldığı oylar MHP ve AK Parti’nin toplam oylarına denk gelmektedir. Fakat bu bloku “sağ”, karşı bloku “sol” olarak değerlendirmek açıklayıcı olmaktan uzaktır…

Anahtar Kelimeler