Suriye mülteci krizi ve kitlesel göç hareketi:
İlker Eralp

Özet

2010 yılı sonunda Tunus’ta başlayan ve hızla Libya ve Mısır gibi diğer Arap ülkelerinde de çok önemli sonuçlar doğuran Arap Baharı zaman içerisinde Suriye’de de etkili olmaya başlamıştır. Arap baharının bir sonucu olarak ortaya çıkan ve hem ülke içinde hem de bölgede yıllarca sürecek bir insanlık krizine sebep olan Suriye iç savaşı boyunca, yaklaşık 400 bin insan hayatını kaybetmiştir (UNHCR, 2017). 
Arap dünyasında yaşanan gelişmelerin ve ülke içerisindeki mezhepçiliğin etkisiyle (Tobin, 2013) ortaya çıkan Suriye iç savaşı yarattığı sosyal ve ekonomik etkiler ile dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sebep olmuştur (European Commission, 2016). 
II. Dünya Savaşından bu tarafa bu ölçüde büyük bir insani kriz yaşamayan dünya, Suriye krizine kalıcı çözümler üretmekte zorlanmaktadır.  Bu süreçte uluslararası toplumdan gerekli desteği bulamayan Türkiye ise (Erdoğan, 2014), uyguladığı “açık kapı (open door)” (Kirisci, 2013) politikası ve kendi öz kaynakları ile soruna çözüm üretmeye çalışmaktadır. Bu süreçte uluslararası toplumdan gerekli desteği bulamayan ve süreci yönetmekte gün geçtikçe zorlanan Türkiye’nin bugüne kadar uyguladığı bu politikaların sürdürülebilir olup olmadığı ise ülke gündemini meşgul eden temel sorular arasındadır…

Anahtar Kelimeler