Dünya imparatorluğundan Devlet ve ekonomi’ye Osmanlı tarih çalışmalarında iki sistemik yaklaşım
Haydar Barış Aybakır

Özet

Tarih, bir toplumun ihtiyacı olan birikim ve tecrübenin geçmişten tedarik edilmesidir; ama geleceğin bu yolla kurulması bir zorunluluk ilişkisi değildir. Geçmişte edinilen bilgi ve tecrübe, aşkın bir şekilde o toplumlarla beraber varlığını sürdürür ve tarih ilmi aracılığıyla açığa çıkarılır. İspanyol filozof Jose Ortega y Gasset’in de ifade ettiği gibi, bu “deneyimler toplumların geleceğini daraltır. İleride ne olacağını bilmesek de, ne olmayacağımızı biliriz. Geçmişimizi göz önüne alarak yaşarız.” (Gasset, 2011: 39) 
Modernizmin Aydınlanmacı epistemolojisine dayalı 19. yüzyıl pozitivist tarih anlayışı ise bu geçmiş algısında seçici davranmış ve geleceği kendi istikametinde kurmaya çalışmıştır. Vaktiyle yaşanmış hadiselerin kaydını tutmak amacıyla işlev gören bu yeni bilim; modernite ile geçmişi sistemleştirerek tarihi, yönü ve gayesi belli bir akış içerisinde resmetme görevi üstlenmiştir. Bu haliyle tarih, bir inşadır. Şimdinin gerisinde kalan ne varsa determinist bir şekilde aşamalandırılarak rasyonel yasalara uyumlu, değer yargılarından uzak, nesnel bir şimdinin boyunduruğu altına alınmaya çalışılmıştır. Böylece tarih, siyasal olanı başat kılan olgulara dayandırılarak ekonomi ve sosyal alandan soyutlanmış, bilim adına felsefe ve düşünce geleneğinin dışında bırakılmış, şimdinin ideolojilerine tâbi kılınarak geçmişe hapsedilmiştir…
 

Anahtar Kelimeler