Türkmen savaş makinesi-2: Şeyhlikten şahlığa
Prof. Dr. Tufan Gündüz

Özet

1502 yılının baharında Tebriz’deki Hasan Padişah Camisi’nde toplanan cemaat biraz sonra okunacak olan Cuma hutbesini korkuyla bekliyordu. Şehrin ileri gelenleri, eşrafı, ayanı, zengini, fakiri, camiye sığabilen herkesin gözü minberin ilk basamağında elinde yalın kılıç dikilen ve keskin gözlerle cemaati izleyen on altı, on yedi yaşlarında beyaz tenli, ince bıyıklı gencin üzerindeydi. Cemaatin arasında da tıpkı onun gibi yalın kılıç ayakta duran ve kıpırdayacak ilk kişinin başını vurmaya hazır bekleyen kişiler duruyordu. Hepsinin başında etrafı beyaz destarla sarılmış kızıl renkli başlıklar vardı. Ahali bunlara Kızılbaş diyordu ve aslında bu tabir onlar için yeni değildi. Kızılbaş, Şeyh Haydar’dan beri onun müritlerine takılan bir sıfattı. Minberin ucunda duran delikanlı da Haydar’ın küçük oğlu İsmail’di: Şeyh İsmail.  Henüz 17 yaşındaydı ve müritleri onun bir işareti ile canlar almaya ve canlar vermeye hazırdılar…

Anahtar Kelimeler

tufan gündüz,türkmen savaş makinesi